Yaşamımızın her aşamasında karşılaştığımız sorunlar, ruh halimizde huzursuzluk yaratabilir. Elbette bu huzursuzluğun derecesi, sorunun bizde uyandırdığı etkiye göre değişir.
Her insan karşılaştığı sorun karşısında farklı tepkiler verir. Çünkü her insanın geçmişi, farklı deneyimlerle şekillenmiştir.
Bir derdimiz olduğunda ve bunu kendimizi rahatlatmak için birine anlattığımızda, “Buna mı üzüldün?”, “Takma kafana!”, “Bu çok basit bir sorun, senden daha dertli insanlar var.” gibi cümleler duyabiliriz.
Karşımızdaki kişinin kötü bir niyeti olmasa bile, bu sözler bizi daha da huzursuz edebilir. Çünkü o kişinin verdiği tepki, kendi deneyimlerinden ve sorun çözme biçiminden kaynaklanır.
Bu yüzden size çığ gibi görünen bir sorun, başka birine sadece bir kar tanesi gibi görünebilir.
Kendini Tanımak
İnsan kendini çevresinden daha iyi tanır ve tanımaya da devam etmelidir. Her geçen gün yeni deneyimler kazanırız ve bu deneyimler hayatımıza yön verir.
Aslında hayatımız; karşılaştığımız sorunlar ve onlara bulduğumuz çözümlerle şekillenir.
Bir problemin üstesinden gelmenin ilk adımı ise oldukça nettir: problemin varlığını kabul etmek.
Sorunu Tanımak
Sorunları tanımanın en etkili yollarından biri, yaşadığınız problem hakkında araştırma yapmaktır.
Örneğin; hayatınızda bir “kaybetme korkusu” olduğunu fark ettiniz. Bu konuda araştırma yaparak, nedenlerini anlayabilir ve neler yapabileceğinize dair fikirler edinebilirsiniz.
Bu, çözüme giden ilk adımdır. Bazı sorunlar hemen çözülmez, ancak bu adım sayesinde problemi daha iyi tanımaya başlarsınız.
Tıpkı bir düşmanı tanır gibi, problem hakkında bilgi edinmek size çözüm yolları üretme gücü kazandırır.
Çözüm Herkes İçin Aynı Değildir
Bir sorunu çözmek için kullanılan yöntemler, tıpkı ilaçlar gibi her insanda aynı etkiyi göstermez.
Bazen işe yarar, bazen yaramaz. Bu tamamen kişinin deneyimlerine ve sorunun onda yarattığı etkiye bağlıdır.
Ama bu durum, çözüme ulaşamayacağınız anlamına gelmez.
Belki tüm sorunları ortadan kaldıramayız, ama onları anlamayı ve onlarla yaşamayı öğrenebiliriz.