Yaşam boyu birçok ana ev sahipliği yapar, farklı duyguların içine gireriz. Günümüzün nasıl geçtiği olaylara bağlı olsa da, bu olayları nasıl yorumlayacağımız ve nasıl yönlendireceğimiz bize bağlıdır.
Bazen geçmişe saplanıp kaldığımız, yüzleşemediğimiz ve kaçmak istediğimiz anlar olur. Zihnimizi meşgul eden sesleri susturamadığımız için, hayatta neler olup bittiğini anlamakta zorlanırız.
Sanki kendimizi bir odaya kilitlemişiz de, sorunları çözmeden dışarı çıkamayacakmışız gibi hissederiz. Takılı kalmış bir plak gibi tekrar eden düşüncelere odaklanır dururuz.
Alıştığımız Frekans
Küçüklüğümüzden bu yana içinde bulunduğumuz ortam, nelerle meşgul olduğumuz ve uzun süre hangi “frekans”ta kaldığımız, bugün hâlâ bizimle olabilir.
Müzik dinleme alışkanlığınızı düşünün. Sevdiğiniz tarzda müzik dinlerken bir anda farklı bir türe geçtiğinizde rahatsız olup tekrar eski müziğe dönmek istediğiniz olur mu?
Zihnimiz de benzer şekilde çalışır. Alıştığı frekansa geri dönmek ister.
Alışkanlıkların Gücü
Alışkanlıklarımızı kırmak zordur, ama onları sürdürmek oldukça kolaydır. Çünkü alışık olduğumuz ruh hali bize tanıdık ve güvenli gelir.
Kafanızı dağıtmak için bir doğa yürüyüşüne çıktığınızı düşünün. Ama yürürken yüksek sesle müzik dinliyorsunuz.
Etrafınızdaki sesleri duymuyorsunuz. Rüzgârı, doğayı, sessizliği…
Maruz kaldığınız frekans, zihninizdeki gürültüyü fark etmeden tekrar tekrar besliyor olabilir.
Belki de o an etrafınızda size iyi gelebilecek sesler vardır — ama siz onlara alan tanımıyorsunuzdur.
Bazı zamanlarda ise tam tersi olur. Etrafımızdaki sesler rahatsız eder ve dikkatimizi tamamen ele geçirir.
Böyle anlarda bulunduğumuz ortamı değiştirmek ya da mümkün değilse o “cızırtıyı” azaltacak küçük adımlar atmak, sandığımızdan daha fazla fark yaratabilir.
Frekansı Değiştirmek
Bazen bulunduğumuz frekansın içinde sıkışıp kalırız. Alıştığımız için güvenli gelir ama aynı yerde tutar.
Oysa küçük bir değişim bile farklı bir deneyimin kapısını aralayabilir.
Örneğin; planlarınız beklenmedik şekilde değiştiğinde ya da işler istediğiniz gibi gitmediğinde, o anın içinde sıkışıp kalabilirsiniz.
Ama aynı anı farklı bir şekilde değerlendirmek de mümkün.
Belki kısa bir mola vermek, belki dikkatinizi başka bir yöne çevirmek ya da sadece durumu olduğu gibi kabul etmek…
Hepsi, bulunduğunuz frekansı yavaş yavaş değiştirebilir.
Elbette bunu yapmak her zaman kolay değildir. Ama bazen küçük bir bakış açısı değişimi bile, bulunduğunuz yerden çıkmanın ilk adımı olabilir.
Anda Kalmak
Anda kalmak, ne geçmişe takılı kalmak ne de sürekli geleceği düşünmektir. Tam aksine, içinde bulunduğumuz anı fark etmek ve o anı mümkün olan en iyi şekilde yaşamaya çalışmaktır.
Hayatın frekansını değiştirmek bazen küçük bir farkındalıkla başlar. Ve o farkındalık, her şeyi değiştirebilir.